Berberlerin İç Dünyasına Yolculuk

Berberlerin İç Dünyasına Yolculuk
Blog Yazarı: BaranAkpolat

REC: Bambaşka Bir Korku Filmi Deneyimi

REC: Bambaşka Bir Korku Filmi Deneyimi
Blog Yazarı: BaranAkpolat

Seneye Görüşürüz Esprisi Yapan Adamın Halet-i Ruhiyesi

Seneye Görüşürüz Esprisi Yapan Adamın Halet-i Ruhiyesi
Blog Yazarı: BaranAkpolat

Para Kazandıran Siteler

Para Kazandıran Siteler
Blog Yazarı: BaranAkpolat
fas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Fransa'ya Soykırım Hatırlatmaca

4 Ocak 2010 Pazartesi

Evet Fransa...

Yaklaşık 100 yıldır başımıza doğrudan çorap ören bir ülkeden bahsetmek istiyorum. Yıllardır ülkesi içinde ve tüm Avrupa çapında izledikleri Türkiye karşıtı, nefreti ve korkuyu körükleyen, yer yer ırkçılığa varan küstah, tutucu propagandalarını ülke politikası haline getirmiş bir garip avrupa ülkesi...



Doğrudan çorap örme demeyi daha uygun görüyorum, zira dolaylı yönden çorap örme geleneği daha da geçmişe dayanır ki, bu yazıda doğrudan kısmına değinmek istiyorum.

Fransa'nın Türkiye'yi doğrudan karşısına alması milli mücadele dönemimize dayanır. 1.Dünya savaşı sırasında İngiliz, Fransız, İtalyan ve 1900 lü yıllarında başında Avrupanın yeni maşası haline gelen Yunanlılar ile bir olup Osmanlı Devleti'ni işgal eden güçler arasında en uyanık olanı şüphesiz Fransa idi.


Osmanlı haritasını masanın üstüne koyup bölge bölge paylaşırken, Fransızların talebi Urfa,Antep,Maraş ve çevresi idi. Nedeni çok basit, yıllardır istikarlı bir Türkmeneli olan bu bölgede suç işleme oranın düşük olması gibi nedenlerden ötürü güvenlik güçlerine çok ihtiyaç duyulmamakla beraber, Osmanlı Devleti güvenlik güçlerini genelde bu bölgede tutmuyordu. Bu yüzden Fransa bir direnişle karşılaşmayacak ve bu bölgeyi istediği gibi alıp götürecek, ticaret yolları üzerinde bulunan Antep'i kullanrak orta doğu hakimiyetini ilan edecekti.



Zira Fransa bilindiği üzere Antep'te sivil direnişle dahi mücadele edemeyerek paşa paşa ülkesine geri döndü.

Fransa, ikinci doğrudan çorap örme tekniğini Ermeniler üzerinden uygulamaya başladı. Ermenilerin derdini, Ermenilerden daha fazla savunur oldu, Başkentlerine soykırım anıtları dikildi, ülkemiz aleyhtarı propogandanın bayraktarlığını yaptı, asılsız iddialara kucak açtı.

Tam bir ülke daha ne kadar art niyetli olabilir derken, Fransa kendinden dahi beklenmeyecek bir atakla "kanıt ve belgelerle desteklense bile" "Ermeni soykırımı diye bir şey yoktur" demeyi suç ilan eden yasayı onayladı.

Madem konu soykırımdan açıldı, soykırım teması üzerinden devam edelim. Ya da yazının başlığında gördüğümüz gibi Fransa'ya soykırım hatırlatalım.

Rwanda ile başlamak isterim. Rwanda, Afrika topraklarında kendi olamyan yağı ile kavrulmaya çalışan gariban bir ülke... Ülke "Hutular" ve "Tutsiler" adı verilen iki farklı etnik kökenden oluşuyor. Yıllardır bir arada güzel güzel geçinip giden bu iki milletin barışı, varlığı savaştan nemalanmak üzerine kurmuş Fransa'yı elbette ki rahatsız ediyor. Zira kanunsuz silah ticareti Fransa ekonomi sinin yüzde 20 sini oluşturduğundan farklı milletlerin barış içerisinde yaşaması demek Fransa ekonomisinin sekteye uğraması demektir. Amaç, insanların birbirini katletmesi, mümkünse Fransız silahlarıyla...



Rwanda'da da öyle oldu. Fransız kışkırtmalarıyla yapay saldırılarla birbirine düşürülen halk, zengin Rwandalılararacılığıyla Fransız silahlarıyla birbirlerini katletti. Fransanın abiliğinde Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler yıllarca seyretti. Bir zamanlar Rwanda ülkesinin yarısı Hutu, yarısı Tutsi lerden oluşurken bugün ülkenin yalnızca yüzde 5 i Tutsilerden oluşuyor. Ve bu kişilerin çoğunluğu sakat kalmış, psikolojik olarak savaştan etkilenmiş Tutsiler... (Bu soykırımı orada yaşayan insanların gözünden anlatan Hotel Rwanda adlı filmi tavsiye ederim. İlgilenen arkadaşlar olayları bir de bu filmden takip etsin isterim.)



Aynı durum Cezayir'de, Fas'ta ve hatta burnumuzun dibinde, kendi toprağımız olan Gaziantep'te bile yaşandı. Fakat ne yazık ki bunları çok çabuk unuttuk. İşin kötü yanı ise bizi olmayan soykırımla vurmaya çalışan Fransa'ya kendi sabıkasını hatırlatacak bir tane gözü kara siyasetçimizin çıkmaması, hatta hatırlatmak şöyle dursun Fransa'nın abiliğindeki AB ye girmek için taviz üstüne taviz verip göz göre göre oyalanmaya razı olmamız.

Peki ne yapmak lazım, Kılıçlarımızı kuşanıp, pusatlarımızı geçirip işgale mi gidelim ne yapalım? Hiçbiri değil... Sadece birşeyi unutmamak gerekir...



Yıllardır bu yönleriyle gördüğümüz ve maalesef kimimizin ağzını açıp hayranlıkla seyrettiği Fransa'yı bir de ışığa tutun, karanlıkta kalmış kirli taraflarını da görün isterim. Bu çoğu kişinin imrenerek baktığı Fransa, güzel manzaralı Eyfel kulesinden, meşhur Şanzelize caddesinden, marjinal mufağından ibaret değil...