Berberlerin İç Dünyasına Yolculuk

Berberlerin İç Dünyasına Yolculuk
Blog Yazarı: BaranAkpolat

REC: Bambaşka Bir Korku Filmi Deneyimi

REC: Bambaşka Bir Korku Filmi Deneyimi
Blog Yazarı: BaranAkpolat

Seneye Görüşürüz Esprisi Yapan Adamın Halet-i Ruhiyesi

Seneye Görüşürüz Esprisi Yapan Adamın Halet-i Ruhiyesi
Blog Yazarı: BaranAkpolat

Para Kazandıran Siteler

Para Kazandıran Siteler
Blog Yazarı: BaranAkpolat
ruh çağırma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ruh çağırma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Öbür Dünya ile Kurulan Gizemli Bağlantılar

10 Ocak 2010 Pazar



İnsanlık tarihinde yıllardır açıklığa kavuşamayan en önemli konulardan biri olan "ölümden sonrası" hepimiz için halen gizemini koruyor. Fakat bu derin gizem daha önce bu konuda çalışmalar yapılmadığı anlamına gelmiyor. Hele ki içlerinden birkaçı gizemli dünyanın kapılarını ardına kadar açmasa da biraz aralanmasını sağlıyor. İşte bugüne dek birkaç gizem avcısı, bu aralanan kapıdan burnunu sokmayı başarmış. İşte bunlardan bazılar:

* Retina Teoremi:

Bildiğiniz üzere göz retinası hafızası çok küçük boyutlu bir hard disc gibi çalışmaktadır. Göz bebeği ve göz merceği tarafından alınan görüntü beyne sinirler yardımıyla iletilir. Beynin göz bebegi ve göz kaslarına ne kadar kasılacağı bilgisini gönderdiği o kısa sürede retina ve iris tabakası üzerinde bilgi kaydedilir.
İşte tam bu esnada kişinin ölümü gerçekleştiğinde beynin ölümünden sonra sinirlerle sinyal gönderememesi kaydedilen görüntünün retinada hapsolması demektir. Bu da yaklaşık birkaç fotoğraflık görüntünün insan retinasına kaydedilmesi anlamına gelir.
Yani göz retinasını bir usb li flash bellek olarak düşünürseniz, bu belleği başka bir bilgisayara yani bir yapay göze takarak görüntüyü izlemek mümkün. Zira akıllara ilk gelen gizemli birşekilde ölmüş insanların katillerinin resimlerinin bu birkaç fotoğraflık kayıtlarda belirmesi olağanüstü bir şey değil midir?



21 Gram Deneyi:

Bu deney ilk olarak 1907 yılında Dr. Duncan McDougall tarafından gerçekleştirildi. Ölüm döşeğindeki 7 farklı cinsiyet, yaş ve ağırlıktaki hareket kabiliyetleri olmayan ölüm döşeğindeki hastayı kendi tasarladığı yataklara yatırdı. Terleme, boşaltım, yeme, içme gibi ağırlık değişimine yol açabilecek durumları tamamen kontrol altına aldı ve hepsi ölene kadar başında bekledi. Sonuç ilginçti, zira hastaların ölmeden önce ve öldükten sonraki ağırlıklarını kıyasladığında arada 21 gramlık bir fark belirledi. Bütün deneklerinde aynı sonuca varan Dr. Duncan McDougall bunu insan ruhunun ağırlığı olarak yorumladı.


İnsan ruhunun fiziksel olarak bir ağırlığının olması bu maddeyi soyut ve metafizik bir kavram olmaktan çıkarıp gerçek dünyanın bir parçası yapıyor.
Şimdi ise önümüzde iki adet soru var. Öldükten sonra insan vücüdunu terkeden 21 gramlık ruh nereye gidiyor? Dünya üzerinde serbest bir salınım içerisinde mi? Yoksa hepsinin gittiği belirli bir yer mi var?
Eğer ikinci seçenek geçerliyse bu da ruh dediğimiz kavramı fiziksel somut bir kavram olmaktanöte, bilinçli bir varlık yapıor ki, bu da durumun "ürkütücülük katsayısını" daha da arttırıyor.

Analog Kayıtlar:

Analog Kayıtlara verilebilecek en güzel örnek elbetteki plaklardır. Plaklar üzerlerinde kaydedilen ses dalgaları özel bir plak iğnesi ile insan kulağının duyabileceği sese dönüştürülür. Plak çevredeki sesleri yüzeyine bırakılan iz yöntemiyle kaydederken kaynak ile plak arasına giren korsan sesler de kayıtlar üzerine kaydedilir.



Özellikle ruh çağırma seanslarında sıkça kullanılan bu yöntem, çağırılan ruhun varlığını kanıtlamak amaçlı kayıtlar oluşturmakta kullanılır.
Bugüne kadar Toronto Üniversitesi'nde Dr. Raynold Wills tarafından bu şekilde alınan kayıtlar arşivlenmiştir. Toronto Fiziksel Araştırma Merkezi nin web sitesinde bu kayıtlara ulaşmak mümkündür.
Fakat bu şekilde iletişime geçmek için ruhların serbest halde dolaşırken bilinçli bir şekilde bu kayıtlara müdahale etmesi gerekir. Eğer ruh bilinçli değilse sadece tek seferlik bu kayıtara müdahele edebilir.