Berberlerin İç Dünyasına Yolculuk

Berberlerin İç Dünyasına Yolculuk
Blog Yazarı: BaranAkpolat

REC: Bambaşka Bir Korku Filmi Deneyimi

REC: Bambaşka Bir Korku Filmi Deneyimi
Blog Yazarı: BaranAkpolat

Seneye Görüşürüz Esprisi Yapan Adamın Halet-i Ruhiyesi

Seneye Görüşürüz Esprisi Yapan Adamın Halet-i Ruhiyesi
Blog Yazarı: BaranAkpolat

Para Kazandıran Siteler

Para Kazandıran Siteler
Blog Yazarı: BaranAkpolat
yerli dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yerli dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Şirin Çocuk Film Yıldızlarının Ergenlikle İmtihanı

5 Ocak 2010 Salı




Efenim, bilindiği üzere her canlı doğar, büyür, yaşlanır ve ölür... Malumunuzdur ki, küçüklük döneminde şirin, gençlik döneminde güzel-yakışıklı ve yaşlılık döneminde ise tonton olmak makbuldür.

Peki hayatımız sadece bu üç ana dönemden mi ibarettir? İnsanoğlu ahir ömründe sancılı bir ara dönem geçirmeyecek mi? Elbette geçirecek... Bu döneme biz "ergenlik", bu dönemdeki statüye de "ergen çirkinliği" ya da "ergen sevimsizliği" diyoruz. Ve ne yazıktır ki biz erkek milleti bu ergenlik denilen dönemi bayanlara nazaran çok daha sancılı, sevimsiz ve çirkin geçiriyoruz...
Yazının başlığına bakarsak ergenlik denilen nanenin bizden ziyade "çocuk yıldızları" daha fena vurduğunu görmekteyiz.


5-6 yaşlarında "ay canım çok tatlı" edalarıyla sevilen, izlenen, mıncırılan çocuk yıldızların uzun soluklu dizilerde 13-14 yaşlarına geldikleri zamanki o dehşet verici çirkin görüntüleri hepimizi şok ediyor.

Bir oyuncuyu önce görerek, sonra dinleyerek izler ve severiz. Bu çocuk yıldızlar için daha enteresandır. Geçiş döneminin çok keskin olması yapımcılar için de bir derttir.

Çocuk oyuncunun o şipşirin suratını sivilceler kaplar, bıyık sakal yavaştan çıkmaya başlar, burun kocaman olur, vücut daha fazla tükürük sağlamaya başladığından "ç,ş" gibi zor harfler bir öbek tükürük eşliğinde ağızdan çıkar, vücut çirkinleşir, şişman çocuklarda göğüsler sarkar, hareket kabiliyeti arttığından vücut devamlı terler ve mütemadiyen ter kokulur.
Tüm bu görsel sorunların yanına bir de boru gibi ergen sesi eklenince adeta seyircinin tahammül sınırları zorlanır.

Biz bu sınavı yıllardır Furkan Kızılay(namı değer Havuç) ve Buğra Özmuldur(Sihirli Annemin Cem'i) ile veriyoruz. Yaklaşık 140 bölümdür babasından cep telefonu isteyen, rap yapan, şirinliğiyle akılları alan Havuç'un ergenlik döneminde alabildiğine çirkinleşmesi kim ne derse desin Çocuklar Duymasın dizisinin bitme nedenleri içerisinde üst sıralarda yer alır. Aşağıdaki resimlerde o minik olmayan çirkin ve ergen Havuç'u bir clubda dansçı hatunlarla "eller havaya" yaparken görüyoruz...




Peki Cem efendiye ne demeli? Belki zayıflar da ileride yakışıklı bir abi olur umuduyla anlık şirinliğine aldanılan bu zat-ı muhteremin ergenlik çağı emareleri izleyici tahammül sınırlarını fazlasıyla zorlamış, ve şahsi kanaatime göre Sihirli Annem dizisinin de sonunu hazırlamıştır.

Üzülmüyor muyum? Elbette üzülüyorum, fakat şunu bekliyorum ki; bir çocuk oyuncuya bel bağlanacaksa, onun ergenlik çağında gireceği şekil şemal de göz ününde bulundurulsun. Ne biz yorulalım, ne oyuncular üzülsün, bulunsun artık bir orta yol, şu manzaraya bakın kardeşim yazık günah bize de...

Bir Dönemin Yerli Dizileri

20 Aralık 2009 Pazar

bir döneme damgasını vurmuş(!) hepimizi kangren eden şahane dizilerimiz... :)

1. Küçük İbo: Bir dizi yapmaya karar verdik fakat isminin ne olacağı konusunda bir mutabakata varamadık diyen prodüksiyon ekibi kara kara düşünürken, parlak zekalı bir arkadaş demiş ki, ya madem dizinin başrol oyuncusu Küçük İbo, o zaman dizinin adı da Küçük İbo olsun... Bu müthiş öneri ekip tarafından coşkuyla kabul edilmiş ve dizinin aranan ismi bulunmuştur. Dizide senaryo diye bir şey yoktur. Çok önemli bir olay olur, bu olayı bölüm boyunca 30 kişi birbirine anlatır dedikodusu yapılır ve bölüm biter. Yeni bir olay bulunana kadar eski olayın dedikodusu yapılır. Mekan derdi yoktur, dizinin seti bir ev ve bir kahveden ibarettir. Zaten başka mekana da gerek yoktur. Bunlar dedikodu yapmak için yeter de artar bile. Küçük İbo'nun muhteşem performansı görülmeye değerdir.

2. Aynalı Tahir: Tahir adındaki delikanlı kardeşimiz maceradan maceraya atılır, iyinin dostu kötünün düşmanı mahallenin abisidir. Her senaryosuz dizide olduğu gibi burada da delikanlı erkeğin sevdiği kız, o kıza yan gözle bakan düşman ve parasızlıktan dolayı evlenememe üçlemesine sığınılmıştır. Bu diziyi diğer dizilerden ayıran özelliği sezonun yarısında başrol oyuncusu Alişan'ın ölmesiyle(diziden ayrıldı) dizinin adında probelm olması, fakat bu probleme aldımaksızın Aynalı Tahir adındaki bu dizinin aynalı Tahir olmadan devam etmesidir... :)

3. Acılı Günler: Küçük sanatçılar furyasını yeniden hortlatmaya çalışan yapımcıların ittire kaktıra meşhur edemedikleri Küçük Onur'un dizisidir. Bugüne kadar türk filmleride işlenmiş her türlü acı hikayeler bu dizide kusturana kadar işlenmiştir. Seyirciye zerre acımamışlardır...

4. Karambol Kamil: Banka rekalmlarında meşhur olan bu arkadaştan çok fazla şey beklenmiş ve tabi ki beklentiler ziyadesiyle boşa çıkmıştır...

5. Çılgın Bediş: 45 dakkalık dizinin yarısı Bediş in hayal kurmasıyla geçer, Bediş harikalar diyarında tadında bir çılgınlıklar silsilesidir. 50 yaşına merdiven dayayan Yonca Evcimik'i lise ögrencisi yaparak seyirci aptala bağlanmıştır. Oktay denilen karakterin o saçlarla okula nasıl girdiği hala merak konusudur.

6. Eşeko: Başrolünü Yunus Bülbül ve konuşan bir eşeğin oynadığı akıllara zarar bir dizidir. Kim bilir ne ümitlerle yayınlanmış ama ümitleri tabiki de boşa çıkarmıştır...

7. Eyvah Babam: Eyvah Kızım Büyüdü gibi bir film varken neden senaryo çalışması yapalım ki biz enayi miyiz? diye düşünen arkadaş grubunun çektiği dizi, biraz olsun Haluk Bilginer ile toparlansa da, arak bir dizi olmanın ötesine geçememiştir.
Burda adını bile anmak istemediğim berbat bir Polis Akademisi taklidi dizi hala prime time kuşağını işgal etmektedir. Allah hepimize sabır, bunlara da akıl fikir versin ne diyelim...