Berberlerin İç Dünyasına Yolculuk

Berberlerin İç Dünyasına Yolculuk
Blog Yazarı: BaranAkpolat

REC: Bambaşka Bir Korku Filmi Deneyimi

REC: Bambaşka Bir Korku Filmi Deneyimi
Blog Yazarı: BaranAkpolat

Seneye Görüşürüz Esprisi Yapan Adamın Halet-i Ruhiyesi

Seneye Görüşürüz Esprisi Yapan Adamın Halet-i Ruhiyesi
Blog Yazarı: BaranAkpolat

Para Kazandıran Siteler

Para Kazandıran Siteler
Blog Yazarı: BaranAkpolat
dvd etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dvd etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Suç Dünyasına Yakından Bakın: City Of God(Tanrı Kent)

4 Ocak 2010 Pazartesi

Aslına bakarsanız bu durum beni çok şaşırtıyor. Olay örgüsü, senaryosu, oyunculukları muhteşem, sizi ekrana kitleyen dört dörtlük filmlerden çoğumuzun haberi bile yok.


Hollywood'un, senaryosunu henüz filme gitmeden tahmin ettiğimiz romantik komedilerine, dört tarafı azılı haydutlarla çevrili kurşun yağmuruyla boğuşurken bir de espri yardımı yapmayı ihmal etmeyen kolpa aksiyon kahramanlarına kendimizi fazla kaptırırken arada böyle mutevazı ve güzel filmleri atlıyoruz.


Filmimizin adı City Of God, yani Tanrı Kent... Filmin konusu 1980 lerin Brezilya'sında bir gecekondu mahallesinde geçiyor. Bugün bile çoğu ülkenin kabusu olan suçla mücadeleyi, çocukların bu suçlarda nasıl kullanıldıp ön plana itildiğini çok sert bir dille anlatıyor.
Brezilya'nın kenar mahallelerinde kendi gettolarını kuran suçluların nasıl uyuşturucu ticareti yaptıklarını, nerelerde nasıl hırsızlıklar yaptıkları, suç bağlantılarını nasıl yönettiklerini, suça ilk nasıl bulaştıklarını, çocuk yaşta ne şekilde kullanıldıklarını yukarıda da belirttiğim gibi çok sert bir dille anlatıyor.


Fakat filmde dram aksiyon macera komedi ve çekim teknikleri o kadar doğru yerlerde ön plana çıkıyor ki filmden sıkılmak şöyle dursun, kendinizi ekran başından alamıyorsunuz.


Masum ve dürüst bir insanın intikam ateşiyle nasıl azılı bir suçluya dönüştüğünü, medyanın suça bakış açısı, suç mahallesinde çocuk olmanın zorluklarını, suça engel olmakla yükümlü polisin aslında suçun neresinde olduğunu bir de tamamen sansürden arındırılmış en sert biçimiyle görün. Film her ne kadar sadece Brezilya'yı anlatsa da çoğu ülkede de sistemin bu şekilde işlediğini anlamanıza yardımcı oluyor. Elbetteki tavsiye ediyorum :)


Fakat beni şaşırtan şudur ki, bu şahane film dvd satıcılarının en az satılan filmler bölümlerinde bulunuyor. Hatta hürriyet film kulübü tarafından gazeteyle birlikte 1.99 TL ye geçen haftalarda verildi bile. Kıymeti bilinenememiş, üzerine yapıştırılan fiyat etiketinin altında ısrarla ve inatla parıl parıl parıldayan bir film Tanrı Kent...

Acilen edinin, izleyin, suç dünyasına farklı bir gözle bakın...

Bambaşka Bir Korku Filmi Deneyimi: REC

27 Aralık 2009 Pazar



Sinema sektörü 80 yıldır korku filmleri çekiyor. Diğer türlere nazaran biraz daha dikkat çekmesi hasebiyle yapımcılar korku - gerilim türlerini daha bir önemsiyor, daha bir üstüne düşüyor. Hal böyle olunca 80 yıldır çekilen bu türün örneklerinin sayısı binleri on binleri buluyor. Bu da piyasada geniş bir korku filmi mezarlığının oluşmasına neden oluyor.

Mezarlık tanımı gerçekten de uygun, zira bu sektör kapı arkasından aniden çıkıp ses efektlerinin de yardımıyla bööö, huaah, ieehhh efektleriyle seyirciyi korkuttuğunu zannedip, piyasada pay sahibi olmayı uman filmlerle dolu.

Zamanla seyircinin farklı konular ve işleyişler araması yönetmen ve yapımcıları yeni şeyler denemeye itti. O meşhur "testere" serisinin bu sektörde kendine yer bulması, korku filmi kavramını seyircinin midesinin dayanabilirliği ile eş değer tuttu ve seyirci ne yazık ki gerçek korku filminin ne demek olduğunu unuttu. Gerçek korku filmi diyorum, çünkü seyirciyi gerçeklik kavramıyla buluşturamadığınız sürece seyirciyi korkutmak zor. Seyirci, "bu durum benim de başıma gelebilir" diye düşündüğü zaman gerçek korku filmlerinin etkisi başlıyor.


İşte buna en güzel örnek: İspanyol yapımı bir korku filmi olan
"REC"



REC
'i diğer korku filmlerinden farklı kılan en önemli unsurlar:

* Hiçbir özel efektin kullanılmaması

* Filmin tamamının HandyCaM(el kamerası) ile çekilmesi
* İzleyicide uyandırdığı, olayları kendi gözünden görüyormuş ve yaşıyormuş hissi
* Çoğunlukla klişelerden arındırılmış bir film olması, ve birsonraki sahneyi ya da hikayenin devamını bir türlü kestirememeniz.
* Filmi izlerken takip mekanizmanızın kırılması ve kendinizi filmin akışına kaptırmanız.

Filmin konusuna gelecek olursak:

Hikaye sabahın seher vakti yayınlanan ve az reyting alan bir program sunucusu kızcağız ve onun sadık kameramanın dialogları ile başlıyor. Asıl amaç sabaha karşı nöbetçi devriye görevinde olan itfaiyecilerin sorunlarını eğlenceli bir şekilde anlatıp, programa malzeme yapmak...

Başta işler normal bir şekilde ilerliyor, itfaiyeciler ile röpartajlar yapılıyor. Amaan sıkıcı m
ı oluyor ne derken, itfaiyeciler bir binada mahsur kalan yaşlı bir kadın ile ilgili ihbar alıyor, hemen olay yerine giderlerken bizim iki kahramanımız da peşlerinden gidiyor. Başta basit bir olay gibi görülen bu durum hiç ama hiç hesapta olmayan sonuçlar doğuruyor. Şahsen bundan sonrasını anlatmamak taraftarıyım, bu deneyimi bizzat sizin yaşamanızı tavsiye ederim...


Şahsi Fikrim:


Eğer artık klişeleşmiş vampirli, hortlarklı korku filmlerinden, bir grup gencin hep beraber gittikleri kampta teker teker öldürüldükleri ve bir tek baş roldeki güzel kızın hayatta kaldığı aptal saptal gerilim filmlerinden sıkıldıysanız, farklı ve değişik bir tat, güzelbir deneyim arıyorsanız bu filmi mutlaka ama mutlaka seyredin. Ama şunu da bilin ki, bu filmi izledikten sonra kolay kolay başka bir korku filmini beğenemeyeceksiniz çünkü beğeni çıtanız oldukça yükselecek, iyi seyirler... :)))