Sinema sektörü 80 yıldır korku filmleri çekiyor. Diğer türlere nazaran biraz daha dikkat çekmesi hasebiyle yapımcılar korku - gerilim türlerini daha bir önemsiyor, daha bir üstüne düşüyor. Hal böyle olunca 80 yıldır çekilen bu türün örneklerinin sayısı binleri on binleri buluyor. Bu da piyasada geniş bir korku filmi mezarlığının oluşmasına neden oluyor.Mezarlık tanımı gerçekten de uygun, zira bu sektör kapı arkasından aniden çıkıp ses efektlerinin de yardımıyla bööö, huaah, ieehhh efektleriyle seyirciyi korkuttuğunu zannedip, piyasada pay sahibi olmayı uman filmlerle dolu.
Zamanla seyircinin farklı konular ve işleyişler araması yönetmen ve yapımcıları yeni şeyler denemeye itti. O meşhur "testere" serisinin bu sektörde kendine yer bulmas
ı, korku filmi kavramını seyircinin midesinin dayanabilirliği ile eş değer tuttu ve seyirci ne yazık ki gerçek korku filminin ne demek olduğunu unuttu. Gerçek korku filmi diyorum, çünkü seyirciyi gerçeklik kavramıyla buluşturamadığınız sürece seyirciyi korkutmak zor. Seyirci, "bu durum benim de başıma gelebilir" diye düşündüğü zaman gerçek korku filmlerinin etkisi başlıyor.İşte buna en güzel örnek: İspanyol yapımı bir korku filmi olan "REC"
REC'i diğer korku filmlerinden farklı kılan en önemli unsurlar:
* Hiçbir özel efektin kullanılmaması
* Filmin tamamının HandyCaM(el kamerası) ile çekilmesi
* İzleyicide uyandırdığı, olayları kendi gözünden görüyormuş ve yaşıyormuş hissi
* Çoğunlukla klişelerden arındırılmış bir film olması, ve birsonraki sahneyi ya da hikayenin devamını bir türlü kestirememeniz.
* Filmi izlerken takip mekanizmanızın kırılması ve kendinizi filmin akışına kaptırmanız.
Filmin konusuna gelecek olursak:
Hikaye sabahın seher vakti yayınlanan ve az reyting alan bir program sunucusu kızcağız ve onun sadık kameramanın dialogları ile başlıyor. Asıl amaç sabaha karşı nöbetçi devriye görevinde olan itfaiyecilerin sorunlarını eğlenceli bir şekilde anlatıp, programa malzeme yapmak...
Başta işler normal bir şekilde ilerliyor, itfaiyeciler ile röpartajlar yapılıyor. Amaan sıkıcı m
ı oluyor ne derken, itfaiyeciler bir binada mahsur kalan yaşlı bir kadın ile ilgili ihbar alıyor, hemen olay yerine giderlerken bizim iki kahramanımız da peşlerinden gidiyor. Başta basit bir olay gibi görülen bu durum hiç ama hiç hesapta olmayan sonuçlar doğuruyor. Şahsen bundan sonrasını anlatmamak taraftarıyım, bu deneyimi bizzat sizin yaşamanızı tavsiye ederim...
Şahsi Fikrim:
Eğer artık klişeleşmiş vampirli, hortlarklı korku filmlerinden, bir grup gencin hep beraber gittikleri kampta teker teker öldürüldükleri ve bir tek baş roldeki güzel kızın hayatta kaldığı aptal saptal gerilim filmlerinden sıkıldıysanız, farklı ve değişik bir tat, güzelbir deneyim arıyorsanız bu filmi mutlaka ama mutlaka seyredin. Ama şunu da bilin ki, bu filmi izledikten sonra kolay kolay başka bir korku filmini beğenemeyeceksiniz çünkü beğeni çıtanız oldukça yükselecek, iyi seyirler... :)))